Bisiklet Life' a hoşgeldiniz - 23 Ağustos 2017, Çarşamba

Meriç Kıyılarından Olimpos Dağlarına Bisikletli Yol Öyküsü

Meriç Kıyılarından Olimpos Dağlarına Bisikletli Yol Öyküsü

EDOSK EDİRNE- SELANİK-OLYMPOS BİSİKLET TURU ANLATIMI ( 1 TEMMUZ-9 TEMMUZ 2014 )

 

Ergun GÖZET – Secat CENGİZ

 

Kısa sürede karar verip uygulamaya geçirdiğimiz Selanik-Olympos turu EDOSK’un bir diğer uluslar arası bisiklet turu olan Gürcistan turu ile aynı tarihlerde çakışmıştı. EDOSK bisikletçileri hem doğuda hem de batıda yollarda pedal basıyorlar ve Bisikletin ülkeleri, halkları kaynaştırmasını, yakınlaştırmasını, bisiklet kullanımının yaygınlaşmasını, Bisikletli Turizme gereken önemin verilmesini , farkındalığın yaratılmasını sağlama uğruna önemli adımlar atıyorlardı.

 

1 Temmuz 2014 günü yol arkadaşım, Edosk üyesi Secat Cengiz’le buluştuğumuzda ikimiz de farklı duygular yaşıyorduk.Secat Bey ilk kez böyle uzun soluklu bir yurtdışı bisiklet turuna başlamanın heyecanı içindeyken, ben böyle bir tura iki kişi katılmanın verdiği sorumluluğu ve kaygıyı taşıyordum. Çünkü daha önceki turlarda en az 4 kişi bazen 8-9 kişi pedal basmıştık.Ama bu kaygılarım Secat Bey’in azmi ve saygıdeğer kişiliğiyle turun hemen başında yok oldu.

 

Atatürk heykeli önüne geldiğimizde EDOSK YK Başkanı Bülent Bacıoğlu ve YK üyesi Orkun Akman’ın bizi yolcu etmek üzere oraya geldiklerini görünce ikimiz de gurulandık ve üzerimize düşen görevin bilincini bir kez daha hissettik. Minik EDOSK’lu Başar Alp Bacıoğlu ve diğer uğurlayıcılarımızla anı fotoğraflarımızı çekip, Atamıza saygı duruşunda bulunduktan sonra bisikletlerimize binip yola koyulduk. İlk etap Dedeağaç’a kadar yaklaşık 150 km.’lik yol bizi bekliyordu.Pasaport işlemleri ve Kastanies’te içilen ilk Frappelerden sonra Orestieda’ya vardık. Secat Bey’in bisikleti ufak bir onarımdan geçtikten ve Grogoris ile mini bir sohbetten sonra yola devam ettik. Soufuli’ye gelmeden önce yolda kısa bir mola verip Secat Bey’in kayınvalidesinin yaptığı “Babaanne Kurabiyelerinin” tadına baktık.Soufuli’de makarnalı bir yemek molasının ardından Temmuz sıcağında öğle vaktini biraz geçe tekrar yola koyulduk.Kilometre sayaçlarımızdaki rakamlar hızla büyürken bir de gazoz molası verip ardından saat 17:15’de Dedeağaç Belediye Camping’e vardık.İki çadır, iki kişi ve elektrik ücreti olarak 28 Euro ödediğimiz bu kamping, düzeni, temizliği ve güvenliğiyle bizleri mest etti.Çadırlarımızı kurup, kampingin restoranında yemek yedikten sonra dinlenmeye çekildik.Yapılan Km.: 148

 

EDOSK- olimpos dağı bisiklet turu

 

2 Temmuz Çarşamba günü hedefimiz Fenari adlı deniz kasabasıydı. Gümülcine’ye 32 km. uzaklıktaki bu şirin sahil kasabasına doğru pedal çevirirken Secat Bey’in önerisiyle yine şirin bir sahil kasabası olan Makri’de Dimitri ve Özgür’ün misafiri olduk. Makri’den sonra hiç istemediğimiz halde, başka bir seçenek olmadığından otobana girmek zorunda kaldık. Zorlu uzun bir otoban yokuşundan sonra Gümülcine’den Edosk’un “fahri üyesi” İbrahim Sadık ile temas kurarak yol üzerinde buluşmak üzere randevulaştık. Sapes adlı köyde bize ülkemizi anımsatacak kadar güzel ayranlarımız içip yola devam ettik. Gümülcine’ye 15 km. kala İbrahim ve Yanni bizi araçlarıyla karşıladılar. İbrahim incelik gösterip eşyalarımızı n bir kısmını aracına aldı ve son 15 km.’yi daha hafif yüklerle katedip Gümülcine Çınaraltı Restoran’a vardık.Burada öncelikle susuzluğumuzu giderdikten sonra! İbrahim kardeşimizin YK Genel Sekreteri olduğu “Trakya Atlıları” bisiklet kulübünün üyeleri ile tanıştık. Aralarındaki Harun Molla İsimli Yunanistan MTB şampiyonu genç kardeşimizle saatlerce söyleşide bulunduk. Genç yaşta çok önemli başarılar elde etmiş bir bisikletçi olarak Harun kardeşimizin mütevaziliği ve samimiyeti bizi çok mutlu etti. Ardından Harun’un genç bisikletçileri antrene edişini izledikten sonra İbrahim kardeşimizin ısrarlarına dayanamayarak bir otele yerleştik. Gece yine Çınaraltı’nda İbrahim ve Harun ile yapılan sohbetlerle sona erdi.Bu gün toplam 68 km. yol yapmışız.

 

3 Temmuz Perşembe sabahı İbrahim bizi otelimizin önünde bekliyordu ve 3 bisikletli Gümülcine turu ve ardından yenilen nefis börekli kahvaltıdan sonra veda noktasına geldik. İbrahim’e bir kez daha bizim için yaptıklarından dolayı teşekkürlerimizi sunduktan sonra İskeçe’ye doğru pedal basmaya başladık.Bu arada Secet Bey fotoğraf makinasını ben de Go-pro’yu kullanmayı unutmuyorduk. İskeçe bundan önceki tüm turlarda yanından geçtiğimiz bir şehirdi.Bu kez onu tanıyacaktık. 71 km. süren yol yorgunluğumuzu attıktan sonra yaptığımız araştırmalar neticesinde İskeçe’de kamp alanı olmadığını üzülerek öğrendik ve bir kardeşimizin tavsiyesiyle yörenin iyi otellerinden birine kendimizi attık.İskeçe; Türklerin ağırlıkta olduğu, gençlerin sokakları doldurduğu cıvıl cıvıl bir kent. Akşam yemeğini de yineaynı kardeşimizin tavsiyesiyle Türk köftecide yedik. Tabi bu akşam yemekleri “yedik” diyerek geçiştirilecek cinsten değillerdi…Secat Hocam ile yol anılarımızı, kişisel anılarımızı, yaptıklarımızı, yapamadıklarımızı, ailelerimizi ve tabiî ki EDOSK’u saatlerce dillendirdiğimiz “akşam yemeklerimiz”in izleri tur bittikten günlerce sonra bile bizleri etkilemekte. Zaten bu turların en önemli kazanımlarından biri de insanın kendiyle hesaplaşması ve yoldaşlarıyla dertleşmesi değil miydi?

 

EDOSK- olimpos dağı bisiklet turu-2

 

4 Temmuz Cuma sabahı Kavala’ya doğru pedal çevirmeye başladık.Secat Hocam 11 ay önce bisiklete başlayan bir gibi değil de, yıllarca bu yollarda bisiklete binmiş bir USTA gibi devam ediyordu. Yolda daha önce de uğradığımız iskelede inşa edilmiş Kiliseye uğradık ve Secat Hocam Kilise yetkilisi ile derin bir sohbete daldı. Ardından “Karpuzciya” diye otomobilin megafonundan bağırarak geçen satıcıyı boş çevirmeyip, sıcakta bize ilaç gibi gelen ve bana 3 sene önceki Tuna turumuzda Romanya’yı anımsatan harika karpuzlarımızı yedikten sonra yola devam ettik. Akşamüstü 15:30 gibi 56 km’yi tamamlayıp Kavala Batis Camping’e kayıtlarımızı yaptırdık. Yunanistan’daki tüm kampingler sanırım tip proje ve hepsi birbiriyle aynı. Yalnız daha önce de arkadaşlarımızın kaldığı Batis Kampingin restoranı ve diğer tesisleri Secat Bey’in deyimiyle “beş yıldızlık”…Kamping ve deniz bizi o kadar cezb etti ki, Kavala’yı gezmekten bile vazgeçtik. Ve yine o meşhur akşam yemeklerinden birisi daha…

 

5 Temmuz Cumartesi günü hedefimiz Edosk’un daha önceki yıllarda yaptığı Edirne-Selanik-Üsküp turunda gecelediğimiz ve çok beğendiğimiz Asprovalta idi. 92 km yol katederek geldiğimiz Asprovalta’da daha önce kaldığımız Dolly Teyzenin pansiyonuna gittik. Ancak pansiyon kapalıydı, çünkü sahipleri gezi için Almanya’ya gitmişlerdi. Bize de yine Kamping yolları düşmüştü. Önce biraz pahalı ama çok lezzetli ünlü Asprovalta Musakkası ve makarna yedikten sonra, kampingimize giderek çadırlarımızı kurduk.Bu kampinglerde bir otelde bulabileceğiniz her şey var. Tuvalet, bulaşıkhane, çamaşırhane gibi…Bu kez meşhur akşam yemeğimizi yemeyip, keyifli sohbetimizi sabah denize karşı pratik bank kahvaltısına saklamıştık. Kaşar peyniri, domates, zeytin ve soğuk çaydan oluşan kahvaltımız ve sohbetimiz belki de turun en güzel kahvaltısıydı…

 

EDOSK- olimpos dağı bisiklet turu-3

 

6 Temmuz artık Selanik’le kucaklaşacağımız tarihi bize gösteriyordu. Yine çok sıcak ve Selanik’in özellikle kente gelen bisikletçilere “Hoş geldin” dediği ünlü yokuşundan sonra kamping bulamayacağımız için otel arayışına geçtik. Önce aklıma EDOSK’la AB projesi için Selanik’e geldiğimizde kaldığımız lüks ve pahalı otel geldi. Yanlış anlaşılmasın; orada kalmak için değil uygun bir motel ya da pansiyon tarifi almak için…Sonunda Resepsionistin ve Secat Hocamın “merkezde ucuz otel bulabiliriz” görüşüyle hareket ederek Türk Konsolosluğuna ve Atatürkümüzün evine yakın bir otel bulduk. Hemen yapılan kordon gezisinden sonra Pazartesi günleri konsolosluğun ve Atatürk Müzesinin kapalı olduğunu öğrenip planımızı bu duruma göre revize ettik.Bütün bunları yaşarken de 94 km. pedal başmış olduk.

 

7 Temmuz günü bisikletlerimizi trene yükleyerek Olympos eteklerindeki Litochoro kasabasına yol alıyoruz. Olympos tüm ihtişamıyla tren penceresinden bize bakıyor. Sahilde trenden indikten sonra taa ertesi gün dönüş saatimize kadar bizi bitmeyen rampalar bekliyor.İlkini çıkmaya başlıyor ve yaklaşık 5 km. sonra şirin dağ kasabası Litochoro’ya varıyoruz. Pontuslu bir bayanın Pansiyonuna yerleşip, hemen Olympos’u feth etmeye hevesleniyoruz. Yaklaşık 2 saatlik 10 km. civarındaki tırmanıştan ve hesaplarımıza göre 1200 mt. Rakımdan sonra havanın kararmaya başlaması ve eşyalarımızı pansiyonda bıraktığımız için yanımızda aydınlatma cihazlarının olmaması nedeniyle bu muhteşem yolculuğa son verme kararı alıyoruz. Olympos’ta o şahane manzaralar eşliğinde çekilen fotoğraflar ve videolardan sonra bisiklet üzerinde hiç pedal basmadan Litochora’ya geri dönüyoruz. Yaklaşık 32 km süren bu günkü bisiklet serüvenimiz turun en kısa ama en zorlu etabı olarak zihnimizdeki yerini alıyor.

 

8 Temmuz sabahı tekrar pedal basmadan sahildeki istasyona varıyor ve trenimize binerek Selanik’e dönüyoruz. Geceyi otelde geçirip, ertesi sabah doğruca Atatürk Müzesi’ne gidiyoruz. Müze gerçekten” Müze” olmuş…O eski “ev hali” ortadan kaldırılmış ve çok bildik panolar ve fotoğraflarla soğuk bir hava estirilmiş. Üzülüyoruz…

 

EDOSK- olimpos dağı bisiklet turu-4

 

9 Temmuz Çarşamba günü turumuzun son günü olarak bizim önemsiz tarihimizdeki yerini alıyor. Trenle Selanik’ten yola çıkıp yaklaşık 10 saatlik bir yolculuk sonrası Kastanies’e ulaşıyoruz. Tam artık ülkeye geldik derken burada da bizi bir tatlı sürpriz bekliyor. Ve Yunan gümrükçülerin gece 12’ye kadar grevde olduklarını, işlemler için bu saati beklememiz gerektiğini öğreniyoruz. Saat 18 ve tam 6 saat beklememiz gerekiyor…Neyse ki Yunan gümrük polisi bir süre sonra bize acıyor ve gizlice Türkiyemize geçmemiz için pasaportlarımıza mühürlerini vurup yoluyorlar. Saat 20:00…..Edirne…Bir uzun tur daha sonlandı..İçimizde hem huzur, hem de hüzün var…
Bir daha ne zaman? Nereye ? Kimlerle ? Bilinmez ki…

 

NOT: Turumuz boyunca bizden desteğini esirgemeyen kulübümüz EDOSK ve YK Başkanımız Sayın Bülent Bacıoğlu’na, EDOSK YK üyesi Orkun Akman’a, Gümülcine “temsilcimiz” İbrahim Sadık’a ve bizi bu tur için yüreklendiren herkese, ailelerimize, arkadaşlarımıza ve deee “Babaanne Kurabiyelerinin” imalatçısı Secat Bey’in Sayın Kayınvalidesine sonsuz Teşekkürlerimizle…

 

Ergun GÖZET – Secat CENGİZ

Meriç Kıyılarından Olimpos Dağlarına Bisikletli Yol Öyküsü Haberine Ait Etiketler

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz